Kahramanmaraş Psikoloji: Çocuk ve Ergenlerde Şiddetin Önlenmesine Yönelik Psikolojik Destek
Ergenlik dönemi duygusal çalkantıların yaşandığı, kimlik arayışının belirgin olduğu, anne ve babaya bağımlı olmakla beraber ergenlerin kendi özerkliğini denediği bir dönemdir. Bu dönemde ergen, çevre ve akran ilişkilerini ön planda tutmayı yetişkinliğe giden bu süreçte de yakın çevresiyle olumlu ilişkiler sürdürebilmeyi amaçlar (Ergün, 2008).Ergenlik dönemi; hızlı, sürekli değişimlerin ve gelişimlerin meydana geldiği çocuklukla yetişkinlik arasında kalan bir ara dönemdir. Ergenin bu dönemde ebeveyn ve çevresindekiler tarafından çocuk veya yetişkin algılanması gibi sorunlaryaşanmaktadır. Ebeveyn ve yetişkin olan bireyler ergenin neyi yapıp neyi yapamayacakları hususunda farklı görüş ileri sürmektedirler (Kulaksızoğlu, 2007).
Feldman (1997) ergenliğin; çocukluk çağından yetişkinlik çağına geçiş sürecinde gelişimsel bir basamak olduğunu vebirçok karmaşanın yaşandığınıbelirtmiştir. Ayrıca bu dönemi dönüşüm ve değişim süreci olarak adlandırmıştır. Bu dönem biyolojik, psikolojik, zihinsel ve sosyal açıdan değişim ve gelişimlerin yaşandığıgibi aynı zamanda çocukluktan erişkinliğe geçiş sürecinde kızların ve erkeklerin cinsel özelliklerinin belirginleştiği, cinsel olgunlaşmaların tamamlanmaya başlandığı, 13- 21 yaş arası bir zaman dilimidir(Yavuzer, 2011, s. 263). Bu dönemde ergen birçok değişimi yaşarken aynı zamanda ailesiyle, arkadaşlarıyla, çevresiyle ilişkilerini düzenlemek, çevresine uyum sağlamak ve okuldaki sorumluluklarını yerine getirmek durumundadır. Okullarda yaşanan şiddet ilk defa 1950-1960'larda çocuk suçluluğu olarak incelenmeye başlanmış ve buna yönelik olarak da bir takım çalışmalar yapılmıştır (Furlong, morrison ve Dear, 1994).
Ergenlerin şiddete maruz kalmadan önce ergenlerde şiddete neden olan faktörlerin dikkate alınması önemlidir. Şiddete etki eden en önemli faktörler kültürel anlayış ve toplumsal değerledir. Örneğin; küçük yaşta anne babasından iyi bir terbiye almış kişi ileriki yaşamında kendi çocuklarına da aynı hassasiyeti gösterir. Ailesinde şiddet gören bir çocuk ise ileriki yaşlarında şiddete daha yatkın bir kişi olabilir(Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu, 2005).Dolayısıyla çocukluk döneminde şiddete maruz kalmış olan bireylerin ilerleyen yaşamlarında şiddetle karşılaştıklarında kendi suçları ya da eksiklikleri olarak görürken bu durumbazı ergenlerde ise tam tersi yönde daha etkili çözümler üreterek, değişik yollar deneyerek bu olumsuzluğu rahat bir şekilde atlatabildikleri görülmektedir.
Şiddete maruz kalan ergenler karşılaştıkları olumsuzluklarla mücadele etmesi ve onların üstesinden gelmesi bakımından incelendiğinde bu kişilerin psikolojik sağlamlıklarının yüksek olduğu söylenebilir. Buna yönelik olarak da pozitif psikolojinin konularından biri olan psikolojik sağlamlık kişilerin psikolojik sağlamlıkları açısından sağlam kılan etkenlerin neler olduğu bilgisini ortaya koymaktadır. Risk ve olumsuz yaşam olaylarından etkilenen çocuk ve ergenlerin gelişimlerini tehdit eden tüm olumsuz yaşantılara karşın nasıl başarılı olabildiklerini ve psikolojik yönden sağlam kalabildiklerini anlamak, benzer risk altındaki çocuklar ve ergenlere yönelik önleyici çalışmalar adına önemlidir(Karaırmak, 2006; Toprak,2014, s. 22).Bu bakımdan dolayı psikolojik sağlamlık kavramının önemi hem pozitif psikoloji hem de önleyici çalışmalar içerisinde günden güne artan güncel bir kavramdır. Psikolojik sağlamlık kavramını Masten (2001)ağır risk şartlarına maruz kalınmasına rağmen başarılı bir şekilde toparlanabilme, eski normal haline dönebilme, maruz kalmış olduğu problemler karşısında uyum kurma ve olumsuz yaşantılardan uzaklaşma olarak tanımlamıştır.Ayrıca farklı risk faktörleriveya olumsuz yaşantılar ile ilgili yapılmış çalışmalardaşiddet, akran baskısı, yoksulluk, doğal afet, bozuk aile yapısı, terör gibi olumsuz yaşam olaylarına maruz kalmış olan çocuklar ve ergenler, göstermiş oldukları uyum problemleri açısından risk grubunda değerlendirilmektedirler(Karaırmak, 2006; Siviş-Çetinkaya, 2011).
Şiddete maruz kalan ergenlerle kurulan iletişimde empatininçok önemli bir yeri vardır. Empati kavramına yönelik olarak birçok açıklama bulunmaktadır.Eisenberg (1983)empatiyi, karşıdaki insanın duygu ve düşüncelerini doğru anlama ve algılama olarak ifade etmiştir. İnsanlar, yaşamlarında anne karnından ölümüne kadar geçen sürede iletişim kurmakta ve kişilik gelişimini sağlamaktadır. Bu durum insan yaşamı için büyük bir öneme sahiptir. İnsanların sahip olduğu psikososyal özellikler empatik becerilerini etkilemekte ve iletişim kalitesini artırmaktadır.İnsanların karşılaşmış olduğu risk faktörleri karşısında nasıl bir empatik tepki vereceği önemlidir. İnsanların yaşam kalitesini artırması ve çevresine uyum sağlaması için empati becerilerinin gelişmiş olması gereklidir (Dökmen, 2011). Empati becerisi gelişmiş olan bireylerindiğer kişilere göre şiddete maruz kaldıkları durumlarda olumlu davranışlar geliştirebilmeleri ve olumsuz durumlarakarşıda daha kolaymücadele edebilme becerilerinin geliştiği görülmektedir.
Ergenlerin şiddete maruz kaldıkları durumlarda olumsuzluklarla mücadele etmesi bakımından geliştirmiş oldukları diğer bir husus ise öz-yeterlik inancıdır. Öz-yeterlik ise kişinin belli bir görevi başarabileceğine yönelik kendine olan inancıdır. Bu inanç, kişinin bir davranışta bulunup bulunmamasını, bu davranıştaki devamlılığını, davranışa dair güdülenmesini ve başarısını etkilemektedir. Yaptıklarından kuşku duyan, kendisine güveni az olan kişiler, genellikle seçtikleri hedeflere bağlı kalmazlar ve zorluklarla karşısında hemen pes ederler. Başarabilecek işlerin başarılamayacak olduğuna inanırlar. (Kotaman, 2008;akt.Gençosman,2011).Şiddete maruz kalan ergenlerin öz-yeterlik inançları ile şiddet eğilimleri, şiddete yönelik olan tutumları arasında negatif bir ilişki bulunmaktadır (Perry ve Rasmussen, 1986; Orpinas, 1999). Ergenler kimlik kazanma sürecinde toplum tarafından kabul edilen davranışlarda sosyal bir grubun parçası olunmazsa farklı grup ve ortamlarda bu ihtiyacını doyurmaya çalışacak ve aynı zaman farklı kimlik kazanmalarını sağlayacaktır(Duru, 2007).Araştırmalara göre yüksek öz yeterliliğe sahip olan ergenlerin şiddetle daha az ilişkili olduğu söylenebilir.
Sizin de şiddet öykünüz varsa bana ulaşabilirsiniz.
Doktorant Psikolojik Danışman Ahmet TOPLU

